Ankaralı Teşkilatçı Mahir kitabından özet görüntü.

Fas’ta Bir Ankaragüçlü (Casablanca)

Fas’ta Bir Ankaragüçlü

Çocukluğum her hafta Ankaragücü maçlarını beklemekle geçiyordu. Sosyal duruş yetisini kazandığım gün, Ankaragücü kimliğini taşımanın ayrıcalık olduğunu fark ettim. Bu duruş “bir kentin uyanışı ve dirilişi” sadece Ankaragücü sayesinde olabilirdi. Hiçbir sosyal toplum örgütünde şehre kimlik kazandırmak mümkün olmaz.

Yaş ilerledikçe Ankaragücü taraftarının kentin her sokağında farklı statülerde olduğunu gördüm. Tinerci, simitçi, milletvekili, öğretmen, esnaf, sinema ve tiyatro oyuncusu vs. diyerek her meslekten Ankaragüçlü gördüm. 19 Mayıs Stadyumu içerisinde mesleki yetilerin hiçbir önemi yok. Herkes eşit ve Ankaragüçlü.

Bazen abartmıyor değildik. Ankaragücü değil sevmeyi biraz abartıyorduk. Sanki maç günleri şehir işgal altındaymışçasına bir siper olma durumu vardı. Şehrimizi koruyorduk. En azından taraftar bu bilinçteydi. Çünkü sahada hüsrana uğradığımız günler oluyordu. Biz kaleyi koruyorduk ama kalenin içerisindekiler pek beceremiyordu. Ama hep mücadele vardı.

Futbol daha sonra futbol olmaktan çıktı. Taraftarlık sevdasına dönüştü. Çoğu maçta sahaya bakmıyorduk bile. Sürekli arkamız dönük, bağırıyoruz. Bu sevda aldı başını gitti. Türkiye’de Ankaragücü taraftarına benzer taraftar bir elin parmakları kadardır. Fakat dünya nasıl bakıyordu bu işe?

İşte bu soru beni yollara düşürdü. Küçük ülkelerin kendince büyük semtlerinde çılgın taraftarlar vardı. Sonuçta futbol kulübünü büyük gösteren taraftarıdır. Almanya’da Borussia Dortmund BVB taraftarının peşine düştüm. Stadyumunda maç izledim. Sonra Almanların tavsiyesi üzerine Mönchengladbach maçına gittim. Sanırsın Bursa’dan Teksas gelmiş… Ardından bazı Avrupa kulüpleri dolandım durdum. Fakat bunlar beni kesmemişti. Boca Juniors maçına gidecek bütçem de yoktu. Sonuçta Ankaragüçlüyüz, biz de para pek bulunmaz.

Para bulunmaz deyince, bilete ilk para verdiğim maç BVB maçıdır. Türkiye’deki bütün maçlara o zamana kadar bir şekilde bedava giriyordum. Her neyse.

Farklı ülkelerde maçlar seyrederken, pardon taraftarı izlerken Türkiye’deki bazı taraftarlara benzetme isteğiniz doğuyor.

Asıl meselemize gelelim. Kuzey Afrika’ya yolum düştüğünde ilk işim oradaki takımları ve taraftarları araştırmak oldu. Aman Allah’ım izlediğim videolarda dünyanın en iyi taraftarını gördüm. Wydad Casablanca ile Raja Casablanca maçları showlarını görmenizde fayda var.

Allah’ın sevgili kuluymuşum ki, gideceğim zaman diliminde derbi var ve aralarında maç yapacaklar. Fakat Casablanca’da nasıl bilet alınır edilir bilmiyorum. Avrupa maçları gibi değil sistem…

Bavuluma Ankaragücü atkısını koydum. Ve Casablanca’dayım.

Ankaragücü atkımı taktım ve şehir meydanında taraftarların buluştuğu yere gittim. Fas’ta kırmızı renkli olan Wydad Casablanca’yı tercih ettim. Aslında Raja Casablanca’nın renkleri yeşildi, Bursaspor hatrına orayı tercih edebilirdim.

Taraftarlarla beraber yürüyorum ve atmosferi yaşıyorum. Meşhur nane çaylarından içiyorum. Farklı renkli bir atkı taktığımı gören birisi yanıma geldi. “Türk müsün?” Dedi. Şaşırmıştım. “Türk’üm…

Konuşmaların hepsi İngilizce akıyor. Atkımı tutarak, “Ankaragücü’nü biliyorum. Njitap Geremi, Darius Vassell falan” dedi. Ağladım ağlayacağım. Sonra birisine seslendi. “Geçen gün Ultras Videolarında izlediğimiz takımın taraftarıymış” dedi. Bir anda etrafıma kalabalık toplandı. Beni taraftar grubu başkanlarından yani amigolarından birisinin yanına götürdüler. Tanıştık ettik, hayal bile kurduk. Ankaragücü – Wydad Casablanca dostluk maçı olmasına kadar gitti sohbetimiz…

Sosyal medya hesaplarımızdan birbirimizi ekledik, hala görüşüyoruz. “Geçen sene yani 2015-2016 sezonundan hiç videonuzu bulamadık” diye mesaj attılar. Bu konuda üzülerek “seyirci cezamız olduğunu” uzun uzun anlattım. Geçen gün 6-2 yendiğimiz 1461 Trabzon maçında instagram hesabıma fotoğraf attım. Neredeyse o gün tanıştığım herkes mesaj attı.

Daha sonra ben bunu farklı bir konuyla birleştirerek “Ankaralı Teşkilatçı Mahir” ismiyle kitaplaştırdım. Kitabın kapağına Ankaragücü, Wydad Casablanca ve Raja Casablanca takımlarının logolarını koydum.

Wydad Casablanca bestelerinden birisinin belki yakın zamanda Ankaragücü tribünlerinde söylenme durumu söz konusu olabilir.

Bakarsınız, benim ilk adımını attığım bu hatıranın bir dostluğa dönüşme ihtimali olur. Biz Fas’a Kazablanka’ya gideriz. Belki de onlar Ankara’ya gelir.

Ben kitap yazarak ölümsüzleştirdim, umarım bir gün Ankaragücümüz bu hayali gerçekleştirip, ölümsüzleştirebilir. Şehit Abdülkerim Bayraktar’ın emanetini başka ülkelere taşımak dileğiyle…

Sencer Gültuna

anone-olsencer

 

ankaragucu-wydad

 

raja wydad

 

 

2 thoughts on “Fas’ta Bir Ankaragüçlü (Casablanca)”

  1. İyi günler merhaba,

    Bir süredir gidip görme hayalim olan Fas- ben de tribün kültürü hissiyle daha da özel hâle geldi. Bir wydad maçı izlemek istiyorum hatta mümkünse casablanca derbisini. Ancak bilet bulunuyor mu- nasıl alınır nerden alınır? bir çözüm bulamadık. Yolunu siz biliyor musunuz? anlattılar mı?

    1. Kazablanka’nın içerisinde bilet satış yerleri var. Ek olarak stadyumun önünden alabilirsin. Bilet bulunur ama derbi için istiyorsan, facebook sayfasından durumunu ileten bir mesaj yazarsan onlar sana geri dönerler.
      İnternet üstünden satış olarak soruyorsan böyle bir şey bildiğim kadarıyla mümkün değil. Zaten Fas bu konuda bayağı kötü durumda.

Leave a Reply to Yusuf Can Anık Cancel reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *