IMG_1291

Google’da Çalışacak Kadar Akıllı Mısınız? Kitabını Değerlendirme

Dünyanın en büyük verileriyle karşımıza çıkan Google aslında nereden geliyor?

Googol ve googolplex’i duydunuz mu?

Tanışalım sonra konuya gireriz. Durumu en iyi özetleyen yazıyı size paylaşıyorum. Kaynak: Burada.

1 googol 10^100 sayısına eşittir. Çok büyük bir kuleyi kum taneleriyle doldurun. Oradaki kum taneleri yine googol sayısına yaklaşamıyor. O kadar büyük bir sayı…

Çok büyük olduğuna göre daha büyüğünü arayabiliriz. Peki nasıl? Tüm evreni en küçük hacimli madde ile doldurmaya kalkarsak, bu sayı 10^183 olması gerekiyormuş. İşte bu sırada karşımıza 1 googolplex yani 10^10^100 çıkıyor. Ondan defalarca kez büyük bir sayı…

dediniz ki atomlarla uğraşamam teknoloji çağındayız bilgisayarla yazarım. Hemen onu da hesaplayalım. Diyelim ki bilgisayar başına oturdIMG_1293unuz ‘0’a basılı tuttunuz. Saniyede 10 sıfır yazıyorsunuz. 10^100 tane sıfır koyabilmeniz için 10^99 saniyeye ihtiyacınız var. Yalnız şöyle bir durum var ki, evrenin oluşumundan bu yana sadece 10^17 saniye geçmiş durumda. Zaman da artık o kadar büyük gelmiyor gibi evet.

Ayrıca isminden de tahmin edilebileceği gibi Google’ın isim babasıdır kendisi.
goooooooogle = ohooo çok sonuç. çok fazla sonuç. baya bi sonuç.”

Yani o yüzden Google üstüne binlerce kitap yazılması normaldir. Bugün işte popüler kültüre ayak uydurmak biraz da merak ettiğim alanda bir şeyler öğrenebilir miyim adına “Google’da çalışacak kadar akıllı mısınız?” kitabı aldım.

Evet cevabı normaldir. Çok akıllıyım. Oradan çalışanlardan ne farkımız var? Yoksa burada annelerimiz devreye girer ve şu ses yükselir; “Elalemin çocuğu cin gibi!”.

Bu kitaptan aslında beklentim farklıydı ama kitap farklı bir bakış açısıyla ele alınmıştı. Sorular ve bazı tecrübeleri ortaya koymuş. NTV yayınlarından çıkan bu kitabın yazarı; Will Poundstone.

Kitabın içerisinden beni etkileyen yerleri notlarım arasına aldım. İçerisinden aldığım notlarla ilgili düşünce yazılarımı en kısa sürede kaleme alacağım. Şimdi kitabın içeriğine devam edelim. İş görüşmeleri ve hayal gücü üstünden bir yere çıkarım yapılıyor. Çünkü iş görüşmeleri gelişen şirketlerle ayrıcalık yaratan durumlar arasına giriyor.

Amerika’da eskiden iş görüşmelerinde IQ çok önemli bir faktörken, şimdi hiçbir önem taşımıyor. Bu konu; ülkemizce de önem teşkil etmektedir. Zeki insan ile akıllı insan arasındaki farkın ne olduğunu bilmeyen şirketler bile sistemimizde kayıtlıdır.

IQ faktörü neden fonksiyonunu kaybetti? Çünkü; IQ artık sadece zeka göstergesidir. Zekasını kullanamayan adamların, herhangi bir sektör içerisinde barınamayacağı aşikardır. Çözüm yolu ve ekip çalışması yatkınlığı daha önemli noktaya gelmiştir ki, piyasa şartlarında tecrübenin getirdiği avantajları en iyi IQ seviyesi ile kapatamazsınız.

Kitap içerisinde; “Deha, yüzde 1 ilham, yüzde 99 alın terinden oluşur” sözü geçmektedir. Bu sözün altına imzamı atıp geçiyorum. Üstünden tartışmaya bile gerek görmüyorum. Fakat ülkemizdeki bazı algılara değinip geçelim. “Eğer çalışmak zengin yapsaydı, hamallar zengin olurdu” sözü de doğrudur. Ama atlanılan nokta şudur; deha ile zenginlik arasında uçurum vardır. Zenginlik durumu şuan ilgilendiğimiz alan değildir.

İş görüşmelerinin ağırlığında geçen bu kitapta, görüşmelerin nasıl olması gerektiği ve zamanla iş görüşmelerinin ne hal aldığına değiniliyor. Önceki zamanlarda insanları ayırt edebilmek için bazı eleme yöntemleri vardı. Bu eleme yöntemleri, evrimleşti demeye getirmiş kitap.

Psikolojik ve sosyolojik bulmacalarla, başvuru yapan adayları ayırt etmeye çalışıyorlar. Bu sırada dünya üstünde çalışılmak istenilen ilk 100 firmaları açıklamaya devam ediyor. Şirketlerde en iyileri kapmak için kendi aralarında mücadele etmektedirler. Peki durum böyle olunca, en iyileri kim nasıl alabiliyor?

Bu yazının sonunda birkaç soruyu size paylaşacağım. Ama zaten siz Google üstünde bu konuda arama yapabilirsiniz? Fakat şunu eklemeden bu paragrafı bitirmek istemiyorum. Google’da çalışmak isteyenler, Google arama motorunda daha önceden Google mülakatından çıkan soruları araştırma yapmadan gelmiyormuş. Fazla ironik!

Tereciye tere satamazsınız. Adamların ellerinde tüm IP adreslerinden yapılan aramaların kaydı bulunmaktadır. Fakat yinede bu bilgi çok hoşuma gitti. İşte burada sınırsız dünyanın gücü ile karşı karşıya kalıyoruz. Yani Google’da çalışan herkes akıllı mı sorusunun cevabı aslında burada sonlanıyor. Zaten bu sorunun sorulması bile bir yerden akıllı çağrışımı yapmasını istetmektedir. Dünyanın en iyilerini Google, Microsoft ve Apple gibi markalar aldı. Kalanları Facebook, Twitter aldı. Bizler orada çalışmayanlar olarak gerizekalı olduk ve şuan ki şirketlerimize girdik! Hayır. ( Öyle değil mi gençler? )

Fakat bu kadar basit de değil! Evet bu şirketlere girmek önemli ve zor. Belirli bir zeka seviyesi ve akıl kullanma kılavuzu gerektiriyor. Beyninin kullanımını çözemeyen adamların buralarda işleri yok. Ama fazla büyütmemek gerekir. Çünkü bazı etkenleri, içinde bulunduğumuz durumlara göre değerlendirmek gerekiyor. Yani burada ilk aklımıza İbrahim Tatlıses geliyor. Urfa’da Oxford vardı da okumadı mı?

Neyse…

Bu kitap yeni başlayanlar için gaz niteliğini taşımakta ve bazı bakış açılarını sunmaktadır. Ciddi bir çalışmanın sonucu olarak karşımıza sunulmuş. Zaten ağırlık sorular ve cevapları üstüne kurgulanmış. Elinize alıp, kendinizi test etmek için deneyebilirsiniz. Belki de, Google’da çalışacak kadar akıllısınızdır!

Bu kitap bana şunu öğretti; ben kendi ülkemde faydalı olabilecek şeyler yapmak yerine nelerle uğraşıyorum dedirtti. Hem de dünyada herkesin hayalini kurduğu yere girmek için neler yapmak gerektiğine özetle de olsa bir yol gösterdi.

Bu konu uzar gider. İçeriği başka bir yazıda değerlendirmek üzere.

Kitaplar ne anlatırsa anlatsın, okumakta fayda vardır. Zamanla okuma seviyeniz yükselir ve kitapları bilinçli şekilde tercih edersiniz.

Sencer Gültuna

anone-olsencer

 

IMG_1294
Sencer Gültuna

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *