kazablanka gazinosu

Kabadayıların ve Futbolun Mahallesi : Hacettepe

“Sanki Viran Ankara” kitabının en çok zevk alarak okuduğum bölümü, “Kabadayıların ve futbolun mahallesi: Hacettepe” kısmıydı. Çünkü Ankara’nın bir futbol kenti olduğu algısı insanlara henüz anlatılabilmiş değildir. Bir birleştirici unsur olarak gördüğüm futbolun, tarihi bir süreçte Ankara’da nasıl geçtiğine dair izler aramak hoşuma gidiyor.

Bir Ankaragücü taraftarı olarak, Ankara’nın tarihinde derin izler bırakmış diğer futbol takımlarıyla ilgili bilgi vermek, en azından şimdilik geçici de olsa bir algı yaratacaktır. Hacettepe Futbol takımı, Ankara için önemlidir.

Fakat Hacettepe nasıl bir yer, nasıl bir mahalle önce onu anlamak gerekmektedir. Bugün Hacettepe Üniversitesi’nin olduğu bölgede var olan ve şimdilerde sadece ufak tefek izlerinin kaldığı bir mahalledir burası.

Önce Ankara’nın bir şehir planlamacısı olduğunu vurgulayarak konuya giriş yapalım. Şehrin Kuzey-Güney doğrultusunda, Alman şehir planlamacı Jansen’in imar planınca(1928) “modern Ankara” inşa edilmektedir.

O dönemlerde Ankara değişikliklere uğramış, halk tarafından değişimler gözlenmiştir. Ankara’da kahvehaneler ün salmaktadır. Kahvehanelere takılan kabadayılarda geriye dönüp bakıldığında Ankara kültürü olarak tanımlayabileceğimiz konuma gelmiştir. DP dönemine geçildiğinde sazlı-sözlü kültür mekan farklılıklar ve eğlence farklıları göstererek devam etmektedir.

Ulus ve Dışkapı civarına açılan içkili mekanlar, kabadayılar tarafından kontrol ediliyordu. Mesela “Gazinocular Kralı” olarak ünlenen Gazi Avşar’ın( Rüzgarlı Sokak’taki meşhur ve vukuatlı Kazablanka Gazinosu onundur), Tektel Saz Salonu, İsmetpaşa Telgraf Sokak’taki Atıf’ın içki lokantası , Bentderesi’ndeki Hilmi Baba’nın meyhanesi örneklerden birkaçıdır.

Rüzgarlı Sokak’taki Tabarin Bar ve Emre Palas Oteli altındaki Yeni Bar gibi yerlerde dansözler oynatılmaya başlanmış.

Şehrin suç oranı yüksek olduğu için idam cezalarının infaza uygulandığı yer olarak Bentderesi ve Samanpazarı tercih ediliyordu. Okuma oranı artan veya kazançları artan kişiler şehrin “Yenişehir” tarafına geçiyordu. Ankara kendi içerisinde göç verebiliyordu.

Hacettepe neredeyse şehrin tam merkezidir. Kendi içerisinde fırtınaların estiği ama neredeyse esen tüm fırtınalar Ankara’yı etkiliyordu. Mahallenin erkekleri “Bizim Kıraathane” ile “Alaaddin Abi’nin kahvehanesi”nde toplanıyordu. Kahvehaneler karşılıklıymış.

Palabıyığın kahvehanesine genellikle kabadayılar gidiyormuş. Mahallenin ruhunda içmek vardı. Gençler kahvehanenin önünde gizliden gizliye bira içiyorlarmış. Söylenenlere göre Hacettepe Mahallesi’nin %80’i alkol tüketiyormuş. Hatta genellikle yanında esrar içerlermiş.

Elektriğin olmadığı dönemlerde kahvehanelerde tombala oynanırmış. Kahvehanelerde kağıtlarla sihirbazlık yapanlar bile varmış. Esrarı Samanpazarı ve Ulus’tan aldıktan sonra tepelere çıkar içerlermiş.

Mahallenin en meşhur kabadayısı Mehmet’miş. Genellikle belinde kuşak, bir tarafında bıçak bir tarafında silah olurmuş. Ceketi omzunda taşırmış. En yakın arkadaşı Sarı Veli’yi söylentiler üzerine vurarak, hapse düşmüştür. Hacettepe mahallesi ile ilgili şöyle bir farklı anekdot var.

Jansen planında, doğal seyir yeri olan Hacettepe parkına yer verilmiştir.

Falih Rıfkı Atay, belediyenin oraya park değil bina yapmak istemesine karşı çıkan Jansen’in sözlerini şöyle aktarıyor: “Oradan görünen manzarayı, bazen salonunuzda bulabilmek için parayla tablo satın alırsınız. Halkın bir hakkı yok mudur.?” ( Ulus 15.6.1947)

Mahalleli açık hava sinemalarına gitmeye bayılırmış. Bazen Esenpark Gazinosu’nda çalan müzikleri, söyleyen şarkıcıları dinleyerek demlenirlermiş. Hacettepelilerin hayatında Esenpark’ın radyo kadar etkili olduğunu düşünülmektedir. Çubuk şarabı içerlermiş. Tekel’in çıkardığı en ucuz içkiymiş.

O dönem Ankara’nın en zenginleri Kavaklıdere şarabı içermiş. Kız arkadaşını Bulvar’a götürenlere “muhallebi çocuğu” diyerek ezerlermiş. Karagöz Kemal, Sarı Veli ve Kabadayı Mehmet mahallenin başını çekermiş. Halk o dönemde birbirlerine lakaplarla hitap edermiş. Hatta çoğu zaman lakabı dışında ismini bilmedikleri bile varmış.

Mahallenin birbirine olan bağlılığı dışarı karşı güçlenmesine ve Ankara üzerinde nam salmasıyla zirveye çıkmıştır. Harbiyeli gençlerle bol bol kavga ederlermiş. Hacettepeliler hafta sonlarına doğru Gölbaşı’na yüzmeye giderlermiş.

Hacettepe, Ankaralılar gözünde belalı yer olmaya başladıktan sonra insanlar, Hacettepe’ye gitmeye çekinir hale gelmişler. Dönemin valisi Nevzat Tandoğan bu mahallenin yıkılmasını isteyenlerdenmiş. İşte hikaye öyle bir yerde başlıyor ki, dönemin valisi Tandoğan futbol kulübü kurmak isteyen Hacettepelilerle bir araya gelecektir.

Fahri kabadayı yani “Fahri Apça” futbol kulübü kurmak ister. Kimse izin vermez. Emniyet bu takımı niçin kuracaklarını sürekli sorgular. Baktılar ki işin içinden çıkamıyorlar, Fahri Apça(Amca) dönemin valisinden randevu ister. Sürekli zorlar ve valiyle zar zor görüşür. Yanında mahalleliler vardır. Vali Tandoğan, yardımcısına göz kırparak durumu ona atar. Fakat Fahri Apça, valiye “mahallenin gençlerini spora yönlendirmek ve kötüye çıkan adımızı düzeltmek için fırsat” olduğunu belirtir.

c6808377d005e2f335096d041846c253

Uzun çabalar sonunda 28 Temmuz 1945 yılında Hacettepe Spor Kulübü kurulur. Hacettepe parkının çiçekleri olan mor-beyaz menekşelerden rengini alır. Takım öyle kurulur ki, başarılar üst üste gelir.

Bursa’da yapılan 1961-62 sezonunda birinci lige yükselme maçında takımın yorgun olduğunu hisseden takımın eski kalecisi Orle İhsan kasten kavga çıkartarak maça ara verdirir. Takımı dinlendirmiş olur bu sırada. Sonrası şampiyonluk…

1947-48 sezonunda Ankaragücü Stadı’nda kabadayılar maçları izlemeye gelirdi. Ateşli taraftarları olan Hacettepe Spor Kulübü fırtınalar estiriyordu. 1953-54 yıllarında Ankara şampiyonu olur. Milli lig kurulana kadar şampiyonluk devam eder.

Söke söke alırız” deyiminin en canlı örnekleridir. Ankara’da furya olarak devam eden takım, 80’li yılların ikinci yarısında dönemin Keçiören Belediye Başkanı olan Melih Gökçek tarafından satın alınarak Keçiörengücü olarak devam etmiştir.

 

Sencer Gültuna

anone-olsencer

Kaynak : Levent Cantek ( Sanki Viran Ankara ) 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *