6153019139_8b5d15419e_b

Umut, Yarınlar ve Ankara Kitap Fuarı

Umut Yarına Kalır Mı?

Cumartesi gecesini Pazar gününe bağlıyorum bu yazıyla. ( Devrik cümleli girişleri severim)

Normal insanların uyuduğu bir saat dilimi içerisindeyim. Arkada Mia Martini-Quente Valte çalıyor. Tesadüfen keşfediyorum Mia Martini’yi… Eskiler bilir tadında müzikler. ( Mia Martina değil Mia Martini)

Şarkıyı dinledikçe sanki hayatımız çok güzelmiş, yarınlar daha da güzel olacakmış gibi hisse kapılıyorsunuz. Hâlbuki öyle değil diyeceğim ama “şükret sesleri” yükselecek biliyorum.

Bu arada dilime bir söz takıldı. “Yarına kalır, yanına kalmaz” diye içimde tekrar ediyor duruyor.  

İşte bu yazıya bu duygularla başladım. İnsanın gülesi gelmiyor, yarına umut dolası gelmiyor. Yazmak, çizmek, araştırma yapmak (bunların) hepsi normal şartlar altında(NŞA) olursa, seyrinde oluyor.

Yeni yıla terör saldırısıyla uyandık. Pardon uyanamadık, direk başlangıcında karşılaştık terör denen belayla…

Üç-beş gün geçiyor. İzmir’de bir terör saldırı daha gerçekleşiyor. Felaketi bir YİĞİT önlüyor. Polis Fethi Sekin, beylik silahı ile ülkesini koruyor. Korku nedir bilmeden, kurşuna koşuyor, yeter ki başkaları ölmesin diye… O gece uyuyamıyorum. Kendimi eşinin yerine, çocuklarının yerine, babasının yerine koyuyorum. Sabah olmuyor. Hissettiğim belki de ailesinin hissettiğinin milyonda biri bile değildir. Ateş düştüğü yeri yakıyor.

Böyle olunca, ne haber izleniyor, ne yazı yazılıyor, ne belgesel çekiliyor, ne de insanlar iş yerinde işine odaklanabiliyor. Dilimizden sadece “Allah rahmet eylesin” dökülüyor. Çaresizlik ne kötü duygudur arkadaş!

Ne diyelim, Şehidim, ağabeyim Fethi Sekin, Hasan Tahsin’e selam götür.

İşte bu duyguların birikimiyle, üzüntüsüyle biraz da korkusuyla Ankara Kitap Fuarına gidiyorum. İnsanların gözünde bir korku var. Her an bir yerlerde terör saldırısı olacakmış gibi bakıyorlar. Selam sabah yok. Hızlı adımlarla ilerliyorlar. Burası Ankara LAN! Selamsız sabahsız kitap fuarı mı olur!

Tanıdığım birkaç yazarın yanına uğradım. Yayınevlerine ayrılan bölümleri gezdim. Kitaplara baktım. Kitapsever birisi olarak bu sene Ankara Kitap Fuarı eksik buldum. Eksikliğin sebebi, kitaplar ve yazarlar veya organizasyon değildi. İnsanlardı. İnsanlar, ülkenin sınavdan geçtiği dönemde kitaplara sarılması gerekirken, sanki kitaplardan kaçmışlardı.

Kitaba ulaşmanız için de içimdeki ses yükseliyor. “Yarına kalır, yanınıza kalmaz” diyorum. Kitaplardan kaçamayacaksınız. Mumla da olsa arayıp bulacaksınız.

Her neyse…

Biraz fuardan devam edelim ama sakince bakalım çerçeveye. Kitap fuarının girişinde alınan 2 lira bence gereksiz bir durum. Tamam, insanlar para kazansınlar ama kitapların bile para etmediği bir dönemde, kitaba ulaşmak için para alınması verimi düşürmektedir.

Sonra motivasyonu yükseltmek için tekrar tanıdığım yazarların yanına geçtim. Biraz sohbet ettim. Satışlarından, sonraki projelerinden, biraz da ülkenin durumundan konuştuk. Konuştuğum yazarlarda bir umut var. Yarınlara dair bir umut var. Benim de var. Onlardan umudu duydukça gördükçe gaza geliyorum. Ne güzel işte aranan tablo bu diyorum. Bunları yazsanıza diye rica eder gibi talebimi iletiyorum.

Yazmak konusunda onlarda da bir çekingenlik var. Muhaliflik veya ortak görüşten dolayı değil. İnsanların durumu diyorlar. Sonrası sessizlik.

Sonra bir ses daha yükseliyor. “Yarına kalır, yanına kalmaz” diyor gibiler.

Fuardan çıkıp gidiyorum. Ertesi gün gelmek üzere çıkıyorum üstelik. Yine yazarlara selamımı vermek, umut tazelemek için geleceğim.

Fuardan çıkışımda Ankara’ya kar yağıyor. Ve kar en çok Ankara’ya yakışıyor. Şairin dediği gibi asfaltlar ışıldıyor. Evime geliyorum. Çayımı koyuyorum ve okumaya kaldığım yerden devam ediyorum. Okudukça uzaklaşıyorum, okudukça küçülüyorum. Okudukça egomu dövüyorum ve bir kez daha haddimi biliyorum.

Mia Martini devam ediyor. Aynı şarkı döndükçe dönüyor. Umut veriyor…

Sonra yazımı bağlamak için aşağıdaki satırları yazıyorum.

İnsanlara merhaba deyin, insanları sevin. Sevdikçe saflar çoğalacaktır, saflar çoğaldıkça “umutlar yarına kalmayacaktır”. Ülkemi seviyorum, çünkü içindeki insanları seviyorum.

Üstelik benimle aynı düşünmeyen insanları dâhil herkesi seviyorum. Belki de Pazar sabahlarına yaklaşan gecelerde, insanlara sevgi dağıtmayı seviyorum.

Sencer Gültuna

anone-olsencer

 

8 Ocak 2017

 

Mekanın Cennet Olsun İzmir'in Yiğit Polisi Fethi Sekin
Mekanın Cennet Olsun İzmir’in Yiğit Polisi Fethi Sekin

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *